TASARIM

Kalite, uzmanlık

1960 yılından beri Grand Seiko’nun sembolü olan aslan her Grand Seiko saatinin kasasının arka kısmını süslüyor.

Peki neden aslan? Grand Seiko ekibi dünyanın en gelişmiş ve kullanışlı saatini, “Saatlerin Kralı” olacak saati üretmeye kararlıydı.

1967
44GS Grand Seiko Stili’ni oluşturuyor.

44GS 1967’de, ilk Grand Seiko tanıtıldıktan yedi yıl sonra üretildi. Grand Seiko’nun ideallerine uyan eşsiz Japon güzellik anlayışını yansıtmak için tasarlandı.

Mekanik ve elle kurmalı bir kalibrenin yüksek hassasiyete ulaştığı 44GS, Grand Seiko’nun gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Ama Grand Seiko’nun geleceğine daha büyük katkıda bulunan şey 44GS’nin tasarımıydı. 44GS kendisinden sonra gelecek tüm modellerin dış görünüşünü belirleyen model olarak Grand Seiko tarihinin bir kilometre taşı, daha sonra çıkacak olan tüm modellerin de ilham kaynağı oldu.

Japon güzellik anlayışını yansıtan sonsuz değer

Dünyaya tanıtılmasından yaklaşık yarım yüzyıl sonra 44GS, sürekli değişen modaya rağmen hala canlı ve rafine bir tasarıma sahip.
İşin sırrı saatin Japon güzellik anlayışına bağlı kalmasında yatıyor.

Grand Seiko Stili’nin dokuz değişmez unsuru

Grand Seiko Stili sadelik, saflık ve kullanışlılıktan oluşan bir tasarım dilidir. Grand Seiko’nun temel özellikleri olan hassasiyet, güzellik, okunabilirlik ve kullanım rahatlığını tam anlamıyla yansıtıyor. Şekil ve fonksiyonun kusursuz uyumu

Her Grand Seiko, üreticilerinin ısrarla üzerinde durduğu “kalite ışıltısına” sahip. Işığın ve yansımasının kullanılışı gerçek mükemmelliğe sahip olan her ayrıntıda görülebiliyor. İbrelerin ve indekslerin her faseti en düşük ışığı bile yansıtacak şekilde tasarlandı. Yansıyan net, estetik ve benzersiz ışık adeta şunu söylüyor: Bu bir Grand Seiko, son derece hassas bir saat.

Bu estetik anlayışı sadık bir şekilde nesilden nesile aktarılırken değişen zamana uyum sağlanıyor. Böylece Grand Seiko tasarımı hem gelişiyor hem de korunuyor.

Kusursuz Japon ışık, gölge
ve pürüzsüzlük estetiği

Japonlara göre siyah ve beyazın en uç noktaları nadiren ifade edilir; ışık ve gölge arasında pek çok aşama vardır. Gölge ışık kadar önemlidir çünkü ışık ancak gölgeyle ifade edilebilir.
Kusursuz bir biçimde cilalanmış bir yüzeyde ışık ve gölgenin oyunu güzel bir görüntü yaratır. Bu etkileşim geleneksel Japon Shoji kapılarında görülebilir. Ekranlardan oluşan bu kapılar, basit hatlar ve kağıt ve tahtadan yapılan düz yüzeylerden yapılır, ışık ve gölgenin bitmeyen oyunu sonsuz karakterde ifade meydana getirir.
Grand Seiko Stili işte bu Japon estetik anlayışından ilham alıyor. Temel unsur olarak yüksek düzeyde cilalanmış pürüzsüz bölgelerle eşsiz bir tasarım diline dönüşüyor.
Bugün, üzerinden yarım yüzyıl geçmiş olmasına rağmen, bu estetiğin çekiciliği sürüyor ve tüm dünyadaki saat severlerin beğenisini topluyor.